Ana içeriğe atla

DERİNLİĞİN ANALİZİ

H

ayatımızın rengarenk bir çiçek bahçesine dönüşebilmesi için yaptığımız analizin ölçütünü kaçırmamak gereklidir, çünkü aşırı gübre çiçeklerin köklerini yakıp onları kurutucaktır. Yaptığımız analizler hayatımızı beslemek için kullanığımız toprağa ne derece nüfuz ediyor ve ne sıklıkla yapıyoruz gibi aslında sorulması gereken ama önemsemediğimiz sorulardır. Analiz derinliğini sosyo-soyutsal refleks analizin önemi kadardır.

    Analiz aslında azami miktarda bile hayat kurtaran bir eylemdir. Farkında olmadan aslında bütün canlılar bilinçsizde olsa analiz yaparlar. Örneğin, ay çiçeği güneşin batışını, hayvanlar renklerinden yenmemesi veya yenmesi gereken besinleri ayırt edebilir. Bu durum insanlarda ise çok karışık bir hal alır, beyinsel evrimimiz bizleri getirdiği noktada analiz vazgeçilmez bir özelliğimiz olmuş halde. Diğer canlılara oranla günlük hayatta farkında olmadan, refleks olarak yaptığımız bir çok analiz vardır; hangi ürün daha kaliteli ve ucuz, neresi birşeyler içmek için daha uygun, hangi müzik türü daha güzel tarzında saymakla bitmeyecek analiz yaptığımız konu vardır. 

Bu durumun temel sebebi ise sosyal bir canlı olmamızdan kaynaklıdır. Bu tür analiz bizlerin yaşamını devam ettirmesi için gerekli bir analiz türü değildir çünkü işin ucu sadece beğendiğimiz şeyleri analiz etmeye çıkıyor ve bu durum bizim sadece sosyal hayatımızdaki soyut olan para birimimizi korumak veya sosyal hayatımızı korumak adına yaptığımız refleksen analizlerdir. Sosyal hayatımız nekadar derin bir çukursa o kadar sosyo-soyutsal refleks analiz yaparız çünkü durumumuzu her halukarda korumak isteriz.


    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DELİ-K

D eliğin dibinden çıkışa baktığımızda gördüğümüz ışık bakmaya devam ettiğimiz sürece ufalacaktır. Deliğin çıkışından dibine baktığımızda gördüğümüz karanlık ise bakmaya devam ettiğimiz sürece büyüyecektir. İki farklı yerde yaptığımız aynı eylemler farklı sonuçlar verebilir fakat bu durumda ışık mı ufalıyor karanlık mı büyüyor? Bu sorunun cevabını ancak ekranın büyümesi ile açıklayabiliriz. Deliğin çıkışı büyümüyor veya küçülmüyor, bizler oradan uzaklaştıkça tek büyüyen şey bizim ekranımızken küçülen şey ışığın kapladığı yerin ekranda sabit olmasıdır. Bu yüzden zamanla o ışık küçülür, oraya daha çok odaklanırız ve etraf daha çok kararır.  Deliğin dibine baktığımızda ise yumuşak bir ışık sadece kenarları aydınlatır fakat odak noktamız en diptir. Bu dip noktanın karanlığı zamanla kenarlara doğru artacaktır bu ise bakar kör durumu gibidir. Atlara takılan gözlük misali, odak noktamızdaki karanlık çevremizde ki ışığı, güzelliği görmemizi engeller.  Dipteki aydınlığa, üstteki karanlı...

KARANTİNA GÜNLÜĞÜ

K arantina salgının dünyaya yayıldığı bir dönemde geçen, yaşamın değerini başka yönlerinden ele aldığımız bir dönem. Günümüz insanının toplumdan soyutlanmak istediği ama bir türlü fırsat bulamadığı ve artık bu imkânı elde ettiği bir yaşam. Global hale gelmiş dünyanın içinde kafeslenmiş ve ölümü bekleyen canlılar haline geldik. Bu durum belki bazılarımızı üzse de benim için gayet keyif aldığım bir dönem haline geldi. Şu an aralık ayındayız Covid-19 salgının ortaya çıkmasının üzerinden 1 sene geçti, insanlar bu salgından dolayı ölüyor veya kalıcı yaralar ediniyor. Bazılarımız ise bu virüse yakalanmıyoruz fakat bizlerin de kalıcı yarası psikolojimizin temelinde yatıyor. Okullar kaplı, iş yerleri iflas ediyor ve yaşam artık daha da çekinilmez bir hal alıyor. Aşı çıksa bile buna karşı komplo teorileri havada uçuşuyor. Atalarımız demiş ki: “Ne ekersen onu biçersin.” Bu sözden de anlaşıldığı üzere bizler ya dünyaya en kötü zehirli bilinci ektik ya da en sağlıklı bilinci veya 2sini birden ...

DÜZEN-SİZ

H ayatımızın düzenini bizler mi oluştururuz yoksa hazır olan, kurulu bir düzenin üzerinde mi yaşarız? Çoğumuzun da farkına vardığı bir durum olan aile, bizlerin doğuştan ergenliğin son evrelerine kadar bir kalıp içersinde büyümemize sebep olan kurumdur. Bu kalıbın dışına çıktığımızda ise toplumsal baskı, yasalar ve en sonunda bireysel limit önümüz çıkıyor.     Bizlerin herzaman iyiliğini düşünen, her daim yanımızda olmak isteyen ailemiz, çoğu zaman bizlere faydası olmak yerine zararı olan tutumlar ve davranışlar sergiler. En ufak bir hatada kendilerinin düzeltmesi, yeme alışkanlıklarına müdahale, hangi alanda bilgiler edinmemiz gerektiği, sosyal ilişkiler diye giden uzun bir liste bu duruma güzel örnekler sunabilir. Bu durumu en güzel özetleyen durum bir kelebeğin oluşumudur. Eğer ki kelebek kozasından çıkarken ona yardım edersek, kanatlarına yeterince kuvvet uygulamadığı için güçlenemeyecek ve hiçbir zaman normal kelebekler gibi özgürce uçamayacaktır. Kelebek uçmaya başladıkt...