Ana içeriğe atla

Maymun Asil, Biz Sefil

H

epimizin bir madde olduğu gerçeğini kabul ederek hayatımızı yaşaması en doğru kararlardan birisidir. İçimizde oluşan kimyasal tepkimeler, hormonların artışı ve azalışı, kan basıncı gibi tonla faktörün kararlarımızı etkilediğini düşünürüz. Gideceğimiz yolun elimizde olduğu, ipleri sıkı tuttuğumuzda veya saldığımızda bizin karar verici olduğunu düşünürüz. Fakat yanılıyoruz!

Evrenin başlangıcından bu yazıyı okuduğunuz ana kadar olan sürede bizi biz yapan her şey geçmişte yapılmış olanlar eylemlerin sonucudur. Bir çarkın dişlisi bile olamayacak kadar küçük bir bilince sahip olan canlılarız. Özümüz evrenle kıyas götüremeyecek kadar büyük bir benlik fakat önümüzde evrene karşı neredeyse yok denilebilecek bir hiçlik. Bunun sebebi evrenin aslında biz olmamızdır, bir bütün olarak düşündüğümüz zaman evrenin üstüne çıkmamızdır. 

Düşüncelerimizin oluşumunda hiçbir etkimizin olmadığı su geçirmez bir gerçektir. Bu oluşuma müdahale edebilmiş olsaydık o zaman evrenden belki bağımsız olabilirdik. Ne yazık ki bu mümkün değildir çünkü bilincimiz olmadan bilince müdahale edemeyiz, bu yüzdendir ki ilk bilinç oluşumu evrenin elinden yani kendiliğinden oldu. Bu kendiliğinden oluşumun ürünleri de kendiliğinden diğer bilinçleri besledi.

Her an bir aktarım, her an bir yorumlamadır; bu yüzdendir ki bazıları egemen bazıları köledir. İnsanları diğer canlılardan ayırmak bir yana, insanları kendi içinde ayırır olduk. Koydular bir takım elbise bir de kravat önümüze, maymun olma insan ol diye. Maalesef ki maymun oldu asil biz ise olduk sefil, ey insan oğlu ne çabuk unuttun tanrının vahşi sözlerini! Çalmak, öldürmek; yarınları zehirleyip her şeyi kül edip yok etmek. Unutma ki bu en büyük zevk!

Son bin yıllarda oluşturduğumuz tanrı figürü bizleri uzaklaştırdı maddesel benliğimizden, sandık ki ruhani varlıklarız, olan biten her şeyi sorgulayıp cevap ararız. Yoktur bir sebep yaradılışımızın özünde, sadece bir hiçin evrenin gözünde. Bizlerin gözlerinden gördüğü evren ile yola devam etmeli, sadece insan değil evrenin kendisi olmalı ki, gerçeği kimseden gizleyememeli.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DELİ-K

D eliğin dibinden çıkışa baktığımızda gördüğümüz ışık bakmaya devam ettiğimiz sürece ufalacaktır. Deliğin çıkışından dibine baktığımızda gördüğümüz karanlık ise bakmaya devam ettiğimiz sürece büyüyecektir. İki farklı yerde yaptığımız aynı eylemler farklı sonuçlar verebilir fakat bu durumda ışık mı ufalıyor karanlık mı büyüyor? Bu sorunun cevabını ancak ekranın büyümesi ile açıklayabiliriz. Deliğin çıkışı büyümüyor veya küçülmüyor, bizler oradan uzaklaştıkça tek büyüyen şey bizim ekranımızken küçülen şey ışığın kapladığı yerin ekranda sabit olmasıdır. Bu yüzden zamanla o ışık küçülür, oraya daha çok odaklanırız ve etraf daha çok kararır.  Deliğin dibine baktığımızda ise yumuşak bir ışık sadece kenarları aydınlatır fakat odak noktamız en diptir. Bu dip noktanın karanlığı zamanla kenarlara doğru artacaktır bu ise bakar kör durumu gibidir. Atlara takılan gözlük misali, odak noktamızdaki karanlık çevremizde ki ışığı, güzelliği görmemizi engeller.  Dipteki aydınlığa, üstteki karanlı...

KARANTİNA GÜNLÜĞÜ

K arantina salgının dünyaya yayıldığı bir dönemde geçen, yaşamın değerini başka yönlerinden ele aldığımız bir dönem. Günümüz insanının toplumdan soyutlanmak istediği ama bir türlü fırsat bulamadığı ve artık bu imkânı elde ettiği bir yaşam. Global hale gelmiş dünyanın içinde kafeslenmiş ve ölümü bekleyen canlılar haline geldik. Bu durum belki bazılarımızı üzse de benim için gayet keyif aldığım bir dönem haline geldi. Şu an aralık ayındayız Covid-19 salgının ortaya çıkmasının üzerinden 1 sene geçti, insanlar bu salgından dolayı ölüyor veya kalıcı yaralar ediniyor. Bazılarımız ise bu virüse yakalanmıyoruz fakat bizlerin de kalıcı yarası psikolojimizin temelinde yatıyor. Okullar kaplı, iş yerleri iflas ediyor ve yaşam artık daha da çekinilmez bir hal alıyor. Aşı çıksa bile buna karşı komplo teorileri havada uçuşuyor. Atalarımız demiş ki: “Ne ekersen onu biçersin.” Bu sözden de anlaşıldığı üzere bizler ya dünyaya en kötü zehirli bilinci ektik ya da en sağlıklı bilinci veya 2sini birden ...

DÜZEN-SİZ

H ayatımızın düzenini bizler mi oluştururuz yoksa hazır olan, kurulu bir düzenin üzerinde mi yaşarız? Çoğumuzun da farkına vardığı bir durum olan aile, bizlerin doğuştan ergenliğin son evrelerine kadar bir kalıp içersinde büyümemize sebep olan kurumdur. Bu kalıbın dışına çıktığımızda ise toplumsal baskı, yasalar ve en sonunda bireysel limit önümüz çıkıyor.     Bizlerin herzaman iyiliğini düşünen, her daim yanımızda olmak isteyen ailemiz, çoğu zaman bizlere faydası olmak yerine zararı olan tutumlar ve davranışlar sergiler. En ufak bir hatada kendilerinin düzeltmesi, yeme alışkanlıklarına müdahale, hangi alanda bilgiler edinmemiz gerektiği, sosyal ilişkiler diye giden uzun bir liste bu duruma güzel örnekler sunabilir. Bu durumu en güzel özetleyen durum bir kelebeğin oluşumudur. Eğer ki kelebek kozasından çıkarken ona yardım edersek, kanatlarına yeterince kuvvet uygulamadığı için güçlenemeyecek ve hiçbir zaman normal kelebekler gibi özgürce uçamayacaktır. Kelebek uçmaya başladıkt...