Ana içeriğe atla

ÜÇ GEN

 G

elişimsel süreçte dikkate alınması gereken önemli olayları 3 katmanda 3 evrede 3 şekilde inceleyebiliriz.  Bu üç katmanın altı olduğumuz yer ve üstü olarak nitelendirebilir, 3 evreyi doğmadan öncesi doğum anı ve ölüm anı olarak düşünebiliriz, 3 şekli ise “Tek nokta” “İki Nokta” ve “3 Nokta” olarak nitelendirebiliriz, yani birinci boyut, ikinci boyut ve üçüncü boyut şeklinde.

Üçün döngüsü içerisinde hapsolmuş çizgilerin paralele evrenleri oluştur mükemmel daireyi. Aynı insanın doğumundan öncesini ve sonrasını bilmediği gibi hapsolduğu düzende olduğu gibi. Belki bu yüzdendir tarafların karşılıklı olması çünkü hepsi tek bir düzlem ve çizginin üzerinde. Geleceğin kaygısı, geçmişin ise yükü içinde bulunduğu anın bütünlüğüdür.

3 Dairenin 3 kesişiminin ise mükemmel üçgeni oluşturduğunu unutmamalıyız.  Hayatımızda en önemli 2 şey anne ve baba çünkü onların olmadığı bir senaryoda sen olmazdın, onlarla beraber üç gen olmuş olur. Sadece fiziksel olarak değil insanların ruhsal olarak da kendilerini evren ve tanrı ile 3’lemektedir. Sonuç olarak 8 tane 3 24 yapar, yani 8’li düzende günü 3 parçaya bölebiliriz. Ay ile güneşin yer değişme anı 2 kere gerçekleşir yani taraf vardır biri sağda iken diğeri solda, biri altta iken diğeri yukarıda, aralarında ise ip ince bir çizgi vardır. Aslında ayın dünyanın üzerinde sabit duran birisine göre sadece milinin milisi saniye, veya daha bir kısa sürede ne ayın ne de güneşin gök yüzünde olmadığı bir anı yaşamış olması gerekmektedir. Fiziksel olarak belki bunu ölçmek mümkün değildir fakat bir fikir olarak hayal etmek mümkündür.

Ay-Güneş / Güneş-Ay çifttir, bu çiftin sonsuz döngüsü aralarında bir çizgi yaratır ve sürekli hareket halinde olan ve üçüncü’yü orataya çıkarır. Eğer bir döngü olmasaydı asla karşımızda duranların fikirlerini anlayamazdık. Ya kesin aynı şeyi düşünmüş olurduk, ya birbirimizi hiç anlayamayacağımız bir zıtlıkta olurduk. (Kendime not: Bunun resmini unutma, beyaz siyah değil. Rengarenk!) Bu yüzden insanlar hep dans etmeli şarkılar söylemeli, eğlenmeli ve değişmeli. Sürekli hareket ederek çevresine enerji saçmalı ve asla bu enerji tükenmemeli. Herkesin paylaşımcı olduğu ve dürüst olduğu bir dünyada kötülük olmazdı.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DELİ-K

D eliğin dibinden çıkışa baktığımızda gördüğümüz ışık bakmaya devam ettiğimiz sürece ufalacaktır. Deliğin çıkışından dibine baktığımızda gördüğümüz karanlık ise bakmaya devam ettiğimiz sürece büyüyecektir. İki farklı yerde yaptığımız aynı eylemler farklı sonuçlar verebilir fakat bu durumda ışık mı ufalıyor karanlık mı büyüyor? Bu sorunun cevabını ancak ekranın büyümesi ile açıklayabiliriz. Deliğin çıkışı büyümüyor veya küçülmüyor, bizler oradan uzaklaştıkça tek büyüyen şey bizim ekranımızken küçülen şey ışığın kapladığı yerin ekranda sabit olmasıdır. Bu yüzden zamanla o ışık küçülür, oraya daha çok odaklanırız ve etraf daha çok kararır.  Deliğin dibine baktığımızda ise yumuşak bir ışık sadece kenarları aydınlatır fakat odak noktamız en diptir. Bu dip noktanın karanlığı zamanla kenarlara doğru artacaktır bu ise bakar kör durumu gibidir. Atlara takılan gözlük misali, odak noktamızdaki karanlık çevremizde ki ışığı, güzelliği görmemizi engeller.  Dipteki aydınlığa, üstteki karanlı...

KARANTİNA GÜNLÜĞÜ

K arantina salgının dünyaya yayıldığı bir dönemde geçen, yaşamın değerini başka yönlerinden ele aldığımız bir dönem. Günümüz insanının toplumdan soyutlanmak istediği ama bir türlü fırsat bulamadığı ve artık bu imkânı elde ettiği bir yaşam. Global hale gelmiş dünyanın içinde kafeslenmiş ve ölümü bekleyen canlılar haline geldik. Bu durum belki bazılarımızı üzse de benim için gayet keyif aldığım bir dönem haline geldi. Şu an aralık ayındayız Covid-19 salgının ortaya çıkmasının üzerinden 1 sene geçti, insanlar bu salgından dolayı ölüyor veya kalıcı yaralar ediniyor. Bazılarımız ise bu virüse yakalanmıyoruz fakat bizlerin de kalıcı yarası psikolojimizin temelinde yatıyor. Okullar kaplı, iş yerleri iflas ediyor ve yaşam artık daha da çekinilmez bir hal alıyor. Aşı çıksa bile buna karşı komplo teorileri havada uçuşuyor. Atalarımız demiş ki: “Ne ekersen onu biçersin.” Bu sözden de anlaşıldığı üzere bizler ya dünyaya en kötü zehirli bilinci ektik ya da en sağlıklı bilinci veya 2sini birden ...

DÜZEN-SİZ

H ayatımızın düzenini bizler mi oluştururuz yoksa hazır olan, kurulu bir düzenin üzerinde mi yaşarız? Çoğumuzun da farkına vardığı bir durum olan aile, bizlerin doğuştan ergenliğin son evrelerine kadar bir kalıp içersinde büyümemize sebep olan kurumdur. Bu kalıbın dışına çıktığımızda ise toplumsal baskı, yasalar ve en sonunda bireysel limit önümüz çıkıyor.     Bizlerin herzaman iyiliğini düşünen, her daim yanımızda olmak isteyen ailemiz, çoğu zaman bizlere faydası olmak yerine zararı olan tutumlar ve davranışlar sergiler. En ufak bir hatada kendilerinin düzeltmesi, yeme alışkanlıklarına müdahale, hangi alanda bilgiler edinmemiz gerektiği, sosyal ilişkiler diye giden uzun bir liste bu duruma güzel örnekler sunabilir. Bu durumu en güzel özetleyen durum bir kelebeğin oluşumudur. Eğer ki kelebek kozasından çıkarken ona yardım edersek, kanatlarına yeterince kuvvet uygulamadığı için güçlenemeyecek ve hiçbir zaman normal kelebekler gibi özgürce uçamayacaktır. Kelebek uçmaya başladıkt...